18 Ekim 2011 Salı

DAĞDAKİLER VEYA ŞEHİRDEKİLER

Devr-i  Adem’den beri şehirlerde başı sıkışanlar dağa çıkarlar. Genellikle halk dağa çıkanlara sevgi ile bakmıştır, niye böyledir çünkü onların şehirde tuzları kuru olmadığı hatta tuzları bile olmadığı ancak bolca kuru tuzları olan ve bu tuzlara da nereden ve nasıl sahip olduğu bilinmeyenler yani ekabiran tarafından adam sayılmadıklarını, zulme uğradıklarını,haksız ve adaletsiz muamelelere defalarca muhatap olduklarını bilmektedirler,bilmekten öte kendileri de bu muamelelere muhatap olmakta ancak dağa çıkamamaktadırlar zira ‘’ viran olası hanede evlad-ı iyal var’’dır.Çoğunlukla dağa henüz tüyü bitmek üzere olan yani evlad-ı iyal mesuliyeti olmayan evladlar çıkmaktadırlar ana,ata ve kardaşları şehirde bırakarak, dolayısı ile dağdakilerle şehirdekiler arasında her zaman bir can bağı, kan bağı ve nihayet gönül bağıda buluna gelmiştir, tarih-i fi den beridir.
Şöyle bir tefekkür eyleyelim kimler ve kimler dağlara çıkmışta biz onlara kızıyor veya sevmiyor olalım; mesela Köroğlu, kızanları ile Bolu beyine karşı dağa çıkması biz tuzsuz şehirlilerin ahfadını hep mutlu etmiştir O bizim için hep bir kahramandır,niye ; çünkü zulüm ve haksızlık  şehirde Bolu beyinin himayesinde,Hak ve adalet dağda Köroğlu’nun şecaatindendir,Yiğitlik-kahramanlık-mertlik  dağda Köroğlu’nun ismi ile söylenmektedir,kahpelik-kalleşlik-hainlik şehirde Bolu beyi demektir.Lafı uzatmayalım sizler eminim ki ben başlamadan onlarca efeyi  sıralamışsınızdır hafızalarınızda.Bizim toplumsal  hafızamızda hep zulme ve zalime karşı dağa çıkılır ve dağa çıkanlar kahramanımızdırlar. Aslında bütün dünya mazlumiyetinin hafıza-i tarihçesi dağa çıkan kahramanlarla doludur. Bu kahramanlar ya zalim beylere,zalim krallara veya yel değirmenlerine karşı savaşırlar hatta bunlardan aldıkları malları fakir halka dağıtırlar.Niye böyle yaparlar çünkü o ekabiran ve başı olan kral, bey her ne ise hile ve desise ile,haksız vergilerle,ahalinin mallarına,arazilerine,ürünlerine hatta ismet-i harimine zulmen el koymuş sahip olmuştur.Bu kahramanlar da zulüm ve haksızlıkla yığılan bu serveti basıp,alıp dağıtarak adaletin tecellisine vasıta olmaktadırlar.
Şimdi elimizi vicdanımıza koyup,kafamızı ellerimizin arasına alıp çok eskilere de gitmeden şu geçen  üç beş tane on yıla bakalım,şehirlerimizdekiler nasıl zenginleşti,köylerimizdekiler niçin ve nasıl şehirlere indi, güzel ülkemizin zenginleri  nasıl zengin oldu,sermaye sınıfı nasıl oluştu.Talan edilen Osmanlı vakfiyelerine ne oldu, el koyulan gayr-i müslim malları vakıfları kimlerin üzerinde kaldı, tehcir edilen Ermenilerin malları nerelerde,Müslüman nüfus ile mübadele edilen gayrı Müslimlerin malları nerede, hortumlanan bankalardan yok edilen milyar dolarlar kimlerin serveti –sermayesi oldu,hayali ihracatlar la alınan teşvikler,yatırım teşvikleri alınarak yapılmayan yatırımlar,geri ödenmemek üzere alınan krediler,haksız arsa tahsisleri  elde edilen rantlar, haksız ve usulsüz verilen ve değiştirilen imar durum ları  ile pompalanan rantlar, kamu ihaleleri ve ihlalleri ile kimler haksız servet edindi. Koskoca şehirler,araziler nasıl yağmalandı.. Kim sıfırdan başlamak üzere bugün ki varlıklarının hesabını verebilir, niçin onlarca yıldan beri mali aflar,vergi afları,servet barışları onlarca defa çıkarılıyor,bütün bu haram servetler,meşrulaşsın ,yasallaşsın diye mi, bunca haram servet ile helal ve hayırlı bir düzen kurulabilir mi,haramileri bey yaparsan ülke sükun bulur mu ,haram yemeye alışmış haramiler ve haramzadeler artık tövbe edip helal meşru ve yasal sınırlar içinde kalır mı.
Yıllardır defalarca çıkarılan aflar göterdi ki,bu gayrı meşru ve haram yoldan servet edinenler asla uslanmadı tam tersine onlar affedilerek hem toplum nezdinde manevi olarak, hem de yığdıkları haram servetleri ile halk ve devlet  nezdinde daha da kontrol edilemeyen büyük güçler oldular,şimdi onlar yasal ama gayrı meşru yöntemlerle haramiliklerine devam ediyorlar şimdi daha rahatlar ve servetleri geometrik bir şekilde haksız ve toplumun aleyhine olarak büyümeye devam ediyor.
Hey gidi Köroğlu demiştin ki ‘’ Tüfenk icad oldu mertlik bozuldu ‘’, Allah sana ve ceddine rahmet etsin,  o çakaralmaz tüfenk den bu yana ne silahlar icad oldu da , senin Bolu beyin de  artık bugünün haramzadelerin  yanında aranırda bulunmaz hint kumaşı oldu,zaten artık  mertlik falan arayanda kalmadı  haramzedeler ,haramzadelere hizmette kusur eylemiyorlar. İmdi söyleyin bakalım eğer değersiz olması gerekenler değerli  ve itibarlı hale gelmişse ve artık daha sofistike ekonomik ve siyasi tüfenkleri varsa , kim artık Köroğlu olabilir olmak isteyebilir veya olmaya gücü ve cesareti olur.
Niye bugün Kürtler dağda diye kızmayın onlara, zaten artık dağlarda kimseyi korumuyor yarın belki Türkler de dağa çıkarsa şaşırmayın ama artık dağ onları da, başka çıkan çıkmak isteyenleri de korumayacaktır.Belki her şey artık şehirlerde cereyan edecektir. Sizce Yunan halkını,Amerikan halkını, İspanyolları,Portekizleri,Arap halklarını sokaklara döken Saikler sebepler bizde yokmu,bize bir şey olmaz mı,bizde bir şey olmaz mı.Bizde her şey yolunda mı Bankalar sistemi güçlü,ekonomik büyüme iyi ,rasyolar iyi öyleyse her şey iyimi. Kürtleri dağa çıkaran üç beş kendini bilmez mi,sadece anadil de eğitimleri yok diye mi veya özerk olma isteklerimi.Bütün bunları anayasaya da yazarsak artık sorunlarımız biter mi.
Son söz, Şehirlerde haramzadelerin önü kapatılmadan ,haram-haksız servetlerin hesabı sorulmadan, yani şehirdeki  teröristler bitmeden,dağdakiler bitmez  veya Haramla-zulümle abad olunmaz ancak berbad olunur.

1 yorum:

  1. Sevgili agabeycigim;

    Goruslerine yurekten katiliyorum. Yukseklerdeki kari kürüyüp, temizleyebilmek icin; onelikle ovada su kuyulari acmak ve dagdan karin eriyerek akip kuyuya ulasabilecegi yollari kazmak gereklidir.

    Yani once sehirlerdeki sozum ona silahsiz teroru yok etmek lazim gelir.

    Ancak yine de, sehirdeki teroru gormezden gelip te bize bulasmayin bahanesinin arkasina saklanan, bunu kendilerine kilif olarak kullanan pek cok art niyetli silahli ve silahsiz teroristi de gormezden gelmemeliyiz.

    Ovada kuyulari acip, suyun kuyuyu bulacagi yollari kazarken, daglarin doruklarinda bile olsa o kar'ı eritmeli ve bir an once kuyularina hapsolmalari icin calismaliyiz..

    Yani hem sehirdeki terore hem dagdaki yataklarina mudahale edilmeli.. Zira, sehirdekiler dagdakileri, dagdakiler de sehirdekileri suclamaktan kendilerine aynada bakmaz hale geldiler!!

    Sevgiler,
    Esra

    YanıtlaSil