Biliyorum ki kendi alanında yetkin bir çok üstad, bir çok bilim adamı,bir çok fikir adamı, bir çok değerli siyasetçilerimiz, milletimizden bir çok değerli kişiler, bu sürece, anayasa yapımına çok yüksek seviyeli, kaliteli katkılarda bulunacaklar.
Acizane bu fakir'de, değirmene faydası olacak küçük katkılar misali, katkısının olacağına inandığı basit bir yöntemi bu çalışmalarda muhterem zevata teklif etmektedir.
Bir kelam-ı kibar sahibi ‘’kendi nefsin için istediğini başkası içinde iste, kendi nefsin için istemediğini başkası içinde isteme’’ diye güzel ve kibar bir kelam eylemiş. Şimdi haydi istirham edelim herkes bu kelam üzere kendini konumlandırsın.
Mesela ne yapsın, rolleri değişsinler herkes, her kesim karşı taraf olsun, hani kendisi iken talep ettikleri var ya onları veya karşısındakinden istedikleri verdikleri veya vermedikleri, bütün bunları, karşı taraf olarak istesin alsın versin. Biraz karışık oldu, galiba veya meramımı pek anlatamadım zaten benim Türkçem zayıf aklım karışık ben bile anlatamadıklarımı anlayamadım.
En iyisi basit ve sade, tane tane anlatayım önce kendim anlayayım siz zaten anlarsınız yeter ki ben anlatabileyim. Önce eleştirilmesi kolay ve tepki almayacağım alsam da vur abalıya misali, herkesin vurmakta bir beis görmediği Kürt kardeşlerimizden başlayayım, bende önce onlara vurayım ki bana da kızmasın kahir ekseriyet, ne yapayım yaradan Hüda beni de o kahir ekseriyetten etmiş.
'’Ah be kardeşim sen kendini benim yerime koysana; bak binlerce senedir birlikte yaşıyoruz, devr-i Selahaddinden, devr-i Alpaslandan, devri Osmani'den bu yana, nice savaşlarda, haçlı seferlerinde, Çanakkalede, Kafkasyada, Galiçyada, Yemende, Trablusgarpta, kurtuluş savaşında daha nice yerlerde koyun koyuna şehit düştük, kanımız kanımıza, canımız canımıza karıştı, kız aldık-verdik akraba olduk kuzen olduk, kayınçı olduk bir can olduk daha dün düşmanlarımız birdi de, ne zamandır düşmanlarımız dost oldu da, binlerce yıllık dostlar düşman oldu.
Hani bir bilge ne demişti ‘’Onlar ki düşmanlarını dost edindiler ama düşmanları dost olmadı ancak dostlarını da kaybettiler ve yok olup gittiler’’ şu coğrafyamıza ferasetle bir bakalım düşmanlarımız bize dost olmuş güya ve herkesin elleri en yakın komşusunun akrabasının boğazında… Ne diye eline silah alıp ta dağa çıkarsın mehmedi memo ya vurdurursun bilmezmisin ki İlahi Kelam iki mü’min topluluk karşılaştığında ölende öldürende cehennemdedir der, sen ise bundan daha kötüsünü yapıyorsun seni düşmana karşı koruyacak askerini polisini öldürüyorsun…
Biliyorum diyeceksin ki onlar da bize şunu yaptı bunu yaptı haklısın ama dikkat et o sana şunu bunu yapanlar bizlere neler yapmışlar ne yapalım bizde mi dağa çıkalım asker polis vuralım olur mu hiç, kötülerle zalim yöneticilerle mücadele edelim ama bu sizin yaptığınız gibi değil sizin yaptığınız düşman sevindiriyor sonra tarumar ettiğiniz bölgeleri insanları yıktığınız gönülleri sönen ocakları kaç bin yılda tamir edeceksiniz, yıkılan ülkenizi soros ve hedge vs fonlarıylemi imar edeceksiniz. Diğer iddialarınız anadilde eğitim, özerk-bağımsız yönetim her şeyin çaresi var ama yok edilen hayatların çaresi yok… Hem bir düşün bak bu ülkede sadece siz değilsiniz ki, Araplar var, Çerkezler, Boşnaklar, Lazlar, Gürcüler, Arnavutlar daha bir çok kavim var herkes sizin gibi yaparsa ne olur bu memleketin hali…
’’Bütün bunları Türk’ün yerine kendini koyan Kürt kardeşim, Bir Türk olarak Kürt kardeşine söylüyor… Şimdi de Kürt kardeşinin yerine geçen Türk karşısındaki Kürt kardeşine neler söylüyor bakalım; ’Siz bizim anamızdan öğrendiğimiz ana sütü gibi ak ve helal olan güzelim Kürtçemizi yasakladınız, ananın oğluyla, babanın kızıyla konuşmasını koklaşmasını yasakladınız, asker polis köylerimizi bastı pislik bile yedirdiniz insanlarımıza, gördüğümüz işkencenin kötü muamelenin haddi hesabı yok… Bir taraftan pkk geliyor vergi haraç alıyor arkasından asker geliyor yardım ettiniz diyor iki arada kaldık yıllarca bizim bölge kötü memurların sürgün yeri oldu, onlar buraya geldi de hizmet mi yaptılar tam tersine yaptıkları kötü muamele ve kraldan çok kralcılıkları ile halkı devletten ve Türk kardeşlerinden soğuttular, hapishanelerde işkence gören gençlerimiz nereye gidebilirlerdi ki, sadece dağ yolu açıktı onlara, ne iş ne güç ne ekmek bir düşünün bakalım siz olsaydınız ne yapardınız… Bizler Seyyid Rıza’nın, Şeyh Sait’in ve daha birçok büyüklerimizin uğradıkları haksızlık ve zulüm menkıbeleri ile büyüdük. İyi tamam da ne yapalım birbirimizi öldürmeye devam mı edelim nereye kadar artık kardeşlik için çalışalım Allah’da kalplerimizi birbirine ısındıracaktır inşallah…
Ne ise lafı fazla uzatmayayım zaten sizler arif insanlarsınız ; Dindarlar, desem ne argümanlar yazılacağını, başörtüsü, üniversitelerden kovulan kızlar, imam hatiplerin önünde kızları ile coplanan aileler, Türkçe uydurulmuş ezanlar, ibadetler, kur’an okutuyor diye dövülen işkence gören imamlar vs ...
Gayrı Müslimler desem 6-7 eylül olayları, varlık vergisi, el konulan yağmalanan vakıflar vs
Aleviler desem Maraş olayları, Sivas olayları, Gazi mahallesi olaylari, cem evi provakasyonları.
En iyisi ben daha fazla yazmayayım herkes kendi meselelerini yazsın karşı tarafa versin, herkes karşısındakinin problemlerini okusun ve tefekkür etsin biz bunların yerinde olsaydık bunlar bize yapılsa idi ne yapardık diye ve içselleştirsin bakalım sonuç ne olacak…
Ne yapayım haydi bu yazıyı da tadında bırakalım ama son bir hikaye… Devrin sultanına bir adam gelmiş, sarayın kapısına dayanmış; Muhafızlar, destur de beyim kimsin ne ararsın burada...
Adam, ben demiş sultanın kardeşiyim o nu göreceğim...
Muhafızlar adamın perişan haline bakmışlar ve demişler ki; Çek git be adam sen kim sultanımız kim,
Adam yemin billah gitmiyor, sultanın kardeşiyim göreceğim,
Patırtı gürültü derken sultana haber gidiyor, Efendim diyorlar bu adam sizin kardeşinizmiş illa sizi görecekmiş,
Sultan tamam diyor gelsin ‘’söyle bakalım nedir derdin’’
Adam; biz diyor kardeşiz,
Sultan; ya nereden,
Adam; hazreti Ademden,
Sultan; Ne istiyorsun,
Adam; Bir çuval altın,
Sultan düşünür taşınır gülümser ve elini cebine atar bir altın verir adama...
Adam; ama şey…
Sultan adamın kulağına eğilir ve fısıldar; ‘’Bunu al, diğer kardeşlerimiz duyarsa senin payına bu da düşmez’’
Biliyorum bu hikaye cuk oturmadı ama son kelam şuna herkesin katılacağını düşünüyorum ki bu kavga ölçüsüz ve art niyetli devam ederse sultanda dahil hiç kimseye bir akçe düşmez.
Benden söylemesi…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder