21 Mayıs 2014 Çarşamba

ADALET HEP VAR OLMALI,VAROLUŞUMUZUN TEMEL SEBEBİ BU..
Mevlana (Allah  O'na Rahmet etsin) Mesnevisinde Moğol istilasını anlatırken ;
Moğollar dağlarda çobanlıkla geçinen kendi halinde bir halktı,hiç bölgelerinden dışarıya çıkmazlardı,
O zaman müslümanlar,İranda , Hint de ve Türkistan coğrafyasında büyük devletler kurmuşlardı.
Müslüman tüccarlarda diğer bölgelere olduğu gibi Moğol ülkesine de mal götürüyor getiriyor, alıp satıp
ticaret yapıyorlardı. Yıllar için de bozulan bu tüccar taifesi köylü kentli ticaret yaptıkları insanları kandırıyor.
Paralarını alıyor,mallarını getirmiyor veya söz verdikleri anlaşmalarına sadık kalmıyorlar,kendi lehlerine ise uyuyor 
karşı tarafın lehine ise bozuyorlardı.
Bu kendi halinde insanlar haklarını aramak için ellerinde hayvanlarını güttükleri deynekleri , mandalarının , eşek ve atlarının üzerinde şehirlere akın akın gelir mahkemelere kadı efendilere müracaat ederlermiş.Fakat bu tüccarlar yukarı zevattan oldukları ve 
kadı efendilerle birçok ortak işleri olduğu için ,bir kitabına uydurup bu zavallıları çırak çıkartırlarmış.
Derken bu hak arama akınları göçleri çok büyük sayılara ulaşmış,öfke ve kin ile de yüklenmiş.
Ve bu ellerine sopalarla manda üzerinde haklarını arayan ve cevap bulamayan halk,çinden,hintden,arabistan ve asya çöllerinden avrupa içlerine kadar giden ve yakıp yıkan bir savaşçıya ,istilacıya dönüşmüş.
Ne demişti Şair ;
Kula bela gelmez HAK yazmayınca,
HAK bela vermez kul azmayınca .

Selam ve Dua ile

5 Ocak 2014 Pazar

YAPMAYIN !
Yazmaya çalıştığım karanlık köşemden,kimsenin duymadığı çığlıklar atıyorum,sessiz çığlıklar.Acaba muhataplarını bir an olsun durmaya,duraksamaya ikna edebilir miyim  diye de aklımdan milyonlarca sebeplerin bir yıldızlar ırmağı gibi kainatın derinliklerine doğru aktığı,sürüklendiği,karanlıklarda kaybolduğu sebepler..
Hani İsrail oğullarını hatırlayın;köle oldukları Mısır’dan, firavunun zulmünden kaçarken,Musa’ya söz vermişlerdi, Rablerinden başkasına kulluk etmemeye.. Mısır’dan çıkıp denizleri ve çölleri geçip selamet şehrine ulaştıklarında, sözlerinde durmamak için Rablerine verdikleri,onlarca binlerce sebepler bulmuşlar ve şartlar,zaruretler çıkarmışlardı Musa’ya.. ve terk etmişlerdi Musa’ya sadakati.Zorlukta Musa onların Musa’sı,kurtuluşta ise kendilerine başka Musa’lar bulmuşlardı..
Musa’nın sessiz çığlığını sadece Rabbi işitmişti ‘’yapmayın’’ diye haykıran çığlığını.Tekrar felaketler onları sarmalamadan, çöllerde kaybolmadan Yakub’un çocukları..
Bir bilge şöyle demişti ; ‘’ Düşmanlarına özendiler,onları yakın tutmak için dostlarını gücendirdiler.Düşmanları dost olmadı,ama dostları düşman oldu.Böylece yapayalnız kaldılar ve yıkılıp,yok olup gittiler.’’
Çığlığım şudur ki;Herkes Musa’sını seçsin ve terk etmesin, unutmayın ; Musa’da,Rabbi de tek,Sırat-ı müstakim de.. Herkes istikametini,isteklerini,arzularını,taleplerini,dostluk larını,tercihlerini buna göre yapsın.Gönyesi eğri olanın doğrusu olmaz.Her,yanlışa göre istikamet alışınızda,daha büyük yanlışa doğru gidersiniz.
‘’Herkes kendini hesaba çeksin,hesaba çekilmeden önce’’ diyor,büyük hesap gününün sahibi,biz de büyük hesaba gelmeden,büyük hesabı verebilmek için bu büyük hesabı oluşturan,oluşturacak olan küçük ara hesapları da yapmamız gerekmez mi,büyük hesabın doğru olması için küçük hesapların doğru olması gerekmez mi.. Her taş doğru taş olmazsa ve her taş doğru konulmazsa meydana gelen duvarlar, binalar ve yapıların doğru olması mümkün olabilir mi.. Hele buradan bir medeniyet inşa edilebilir mi ?? !!  

Niyazi Gönen 10.12.2013