BE HEY ADAM !Sen anlamazsın,okumazsın ama ben sana seni anladığın
jargondan bir daha yazayım belki anlamak nasip olur ama senin gibi anlamaya
niyeti olmayanlara da Allah anlamayı nasip etmez. Tefecilikle,bankaları
dolandırarak,dışarıya diyerek içeriye satarak iç ettiğim fon ve kadeve
bedelleri ile zengin olup daha sonra imar numaraları ile haram servetler
edinip,şimdi üç kuruşa yaptığın sahte dünya piramitlerini geyeo diye halka üçyüz
katından satıp yığdığın haram servetlerle, yanında karın tokluğuna çalıştırdığın
garibanlara hakaretler, küfürler ve tehditlerle firavunluk satıyorsun,onları
açlık ve sefalete mahkum ,emeklerini alın terlerini somurup sırtların dan zengin
olduktan sonra ceplerine koyduğun üç kuruş sadaka ve önlerine koyduğun üç beş
nohut pirinç tanesinden dolayı sana minnet duymalarını istiyorsun en ufak
hakkını arayana da batakhane sokaklarında zavallı cahillerden öğrendiğin
muameleleri çekiyorsun.Etrafına bir bak seni kim gerçekten seviyor;kardeşinmi,ailenmi
çocuklarınmı,çalışanlarınmı sana yalakalık eden ve almayı umdukları üçbeş kuruş
için senin adına her şeyi söyleyen ve yazan üç beş çakal-aymazın dışında,onlarda
senin kendilerini ne zaman hakaretlerle kapının önüne koyacağın endişesi ile
senin en iyi dostum benim temennası çekip duruyorlar sana..
İyi bir insan olduğunu düşündüğüm dostumun kardeşi olarak
yirmi yıl önce seninle karşılaştığımda senin ümitsiz bir vaka olduğunu düşünmüş
ama kimselere diyememiştim aradan geçen yıllar beni maalesef yanıltmadı yıllar
içinde hem zengin oldun hemde kendini geliştirdin ama kötü yönde.. İyi
adamlardan,iyi hocalardan ve iyi arkadaşlardan öğrendiğin üç beş doğruyu içini
boşaltarak kendine benzettin eskiden bilmediğin için zalim,terbiyesiz ve kaba saba
idin sonra bilerek yamultarak oldun. Maalesef abin dahil en yakınlarını da
kendine benzettin halbuki ben en azından abin kadar bir terbiye edinir onu
örnek alırsın diye ummuştum ama ne yazık ki o hep sana özendi ve senin kadar
olamasa da bu kötü meziyetlerde epeyce mesafe aldı… Bana iyi bak ben senin eski
pavyon batakhane kabadayısı arkadaşlarına dövdürttüğün,o zavallı cahil
itilmişlerin garibanlıklarını kullanarak yaptıkları ucuz ayaktakımı
kabadayılıklarından cesaretlenerek efelendiğin zulmettiğin haklarını gaspedip
kapının önüne koyduklarından değilim,o onuncu sınıf pavyon kabadayılığını cizreliye
de yapsaydın ya,yemedi değilmi ne çabuk unuttun fareler gibi saklandığın
günleri,ha sahi sen ne parası ödedin o adama,ben bugüne kadar yirmi milyon
dolar haraç istenen ve ödeyen hiçbir işadamı görmedim,siz hangi kirli işi
yaptınız da sonra birbirinize düştünüz… neden savcılar,emniyetçiler bu kadar büyük
paranın neden istendiğini,neden ödendiğini ,nasıl ve neyle ödendiğini,neden
maliyeciler bunun gelir olup olmadığını kadeve ödenip ödenmediğini,bu ödemenin
kayıtlara ne olarak işlendiğini merak etmezler…
Tüm bunları düşünürken acaba bu kim,nasıl bir karakter,nasıl
bir insan,insan hangi şartlarda böylesine zalim,gaddar, kişilik siz, karakter
yoksunu ve ultra bencil olabilir derken kulağıma bir ses takıldı,beynim
zonkladı ‘ karadul örümceği diyordu o ses,eşiyle en güzel anı paylaşır zevki
bitince de sokarak öldürür’ bazı insanlarda böyledir dostlarından,insanlardan
faydalanır işi bittiği anda onu yok eder,asla geri dönüp bakmaz hali nicedir
evet bulmuştum sen işte tam da buydun ‘KARADUL ÖRÜMCEĞİ’ evet sen busun işte…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder