1 Ocak 2013 Salı


BE HEY ADAM !Sen anlamazsın,okumazsın ama ben sana seni anladığın jargondan bir daha yazayım belki anlamak nasip olur ama senin gibi anlamaya niyeti olmayanlara da Allah anlamayı nasip etmez. Tefecilikle,bankaları dolandırarak,dışarıya diyerek içeriye satarak iç ettiğim fon ve kadeve bedelleri ile zengin olup daha sonra imar numaraları ile haram servetler edinip,şimdi üç kuruşa yaptığın sahte dünya piramitlerini geyeo diye halka üçyüz katından satıp yığdığın haram servetlerle, yanında karın tokluğuna çalıştırdığın garibanlara hakaretler, küfürler ve tehditlerle firavunluk satıyorsun,onları açlık ve sefalete mahkum ,emeklerini alın terlerini somurup sırtların dan zengin olduktan sonra ceplerine koyduğun üç kuruş sadaka ve önlerine koyduğun üç beş nohut pirinç tanesinden dolayı sana minnet duymalarını istiyorsun en ufak hakkını arayana da batakhane sokaklarında zavallı cahillerden öğrendiğin muameleleri çekiyorsun.Etrafına bir bak seni kim gerçekten seviyor;kardeşinmi,ailenmi çocuklarınmı,çalışanlarınmı sana yalakalık eden ve almayı umdukları üçbeş kuruş için senin adına her şeyi söyleyen ve yazan üç beş çakal-aymazın dışında,onlarda senin kendilerini ne zaman hakaretlerle kapının önüne koyacağın endişesi ile senin en iyi dostum benim temennası çekip duruyorlar sana..
İyi bir insan olduğunu düşündüğüm dostumun kardeşi olarak yirmi yıl önce seninle karşılaştığımda senin ümitsiz bir vaka olduğunu düşünmüş ama kimselere diyememiştim aradan geçen yıllar beni maalesef yanıltmadı yıllar içinde hem zengin oldun hemde kendini geliştirdin ama kötü yönde.. İyi adamlardan,iyi hocalardan ve iyi arkadaşlardan öğrendiğin üç beş doğruyu içini boşaltarak kendine benzettin eskiden bilmediğin için zalim,terbiyesiz ve kaba saba idin sonra bilerek yamultarak oldun. Maalesef abin dahil en yakınlarını da kendine benzettin halbuki ben en azından abin kadar bir terbiye edinir onu örnek alırsın diye ummuştum ama ne yazık ki o hep sana özendi ve senin kadar olamasa da bu kötü meziyetlerde epeyce mesafe aldı… Bana iyi bak ben senin eski pavyon batakhane kabadayısı  arkadaşlarına dövdürttüğün,o zavallı cahil itilmişlerin garibanlıklarını kullanarak yaptıkları ucuz ayaktakımı kabadayılıklarından cesaretlenerek efelendiğin zulmettiğin haklarını gaspedip kapının önüne koyduklarından değilim,o onuncu sınıf pavyon kabadayılığını cizreliye de yapsaydın ya,yemedi değilmi ne çabuk unuttun fareler gibi saklandığın günleri,ha sahi sen ne parası ödedin o adama,ben bugüne kadar yirmi milyon dolar haraç istenen ve ödeyen hiçbir işadamı görmedim,siz hangi kirli işi yaptınız da sonra birbirinize düştünüz…  neden savcılar,emniyetçiler bu kadar büyük paranın neden istendiğini,neden ödendiğini ,nasıl ve neyle ödendiğini,neden maliyeciler bunun gelir olup olmadığını kadeve ödenip ödenmediğini,bu ödemenin kayıtlara ne olarak işlendiğini merak etmezler…
Tüm bunları düşünürken acaba bu kim,nasıl bir karakter,nasıl bir insan,insan hangi şartlarda böylesine zalim,gaddar, kişilik siz, karakter yoksunu ve ultra bencil olabilir derken kulağıma bir ses takıldı,beynim zonkladı ‘ karadul örümceği diyordu o ses,eşiyle en güzel anı paylaşır zevki bitince de sokarak öldürür’ bazı insanlarda böyledir dostlarından,insanlardan faydalanır işi bittiği anda onu yok eder,asla geri dönüp bakmaz hali nicedir evet bulmuştum sen işte tam da buydun ‘KARADUL ÖRÜMCEĞİ’ evet sen busun işte…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder